O an

Hayat, her zaman büyük kırılma anlarından ibaret değildir. Bazen seyahatte kaybolunan bir sokak, bazen tekrar tekrar dinlenen bir şarkı, bazen de sıradan bir günün ortasında yakalanan küçük bir an — bunların hepsi birer iz bırakır. Bu sayfada seyahatlerimi, günlük gözlemlerimi, anılarımı ve ilgi alanlarımı — olduğu gibi, süslenmeden — paylaşıyorum. Büyük iddialar yok; sadece yaşanmış şeyler.

  • Geçerken Farkettim

    Gündelik hayatta beynimiz benzer örüntüleri takip ederek bir tür otonom sürüşe geçer; gözümüzün önünden geçip giden güzellikleri fark etmeyiz. Ama aynı şeyi başka birinin paylaşımında, bir belgeselde ya da film sahnesinde görünce “keşke ben de böyle bakabilsem” deriz. Oysa o anı güzel yapan şeyin tam da o bakış olduğunu, “yaşıyormuş” hissinin ancak bakarsan geldiğini unuturuz.

    Bazen kafamı kaldırdığımda denk geldiğim, umuyorum ki ileride teknik ve görsel olarak daha iyi yansıtabileceğim fotoğrafları zaman zaman burada paylaşmak istiyorum. Bir nevi kişisel albüm — belki dönüp baktığımızda “biz de en azından biraz yaşamıştık” diyebilmek adına.

    Fotoğraflar

    2026 Mart

    Sultan Alaaddin Camii

    Kaleiçi, Antalya

    2026 Mart

    Saat Kulesi

    Kaleiçi, Antalya

    2026 Mart

    Patara Plajı

    Kaş, Antalya

    2026 Mart

    Çukurbağ — Meis

    Kaş, Antalya

  • Merhaba dünya!

    Uzun süredir aklımın bir köşesinde blog kurma fikri vardı — hem kendimi ifade etmek, hem de küçük hobilere tutunmak için. Günümüzde insanın kendini bir şeylere vermesi için artık dışarıdan bir kıvılcıma ihtiyaç duyduğu aşikar. Teknoloji her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da bizi giderek daha tembelleştiriyor. “Teknolojinin nimeti mi, laneti mi?” sorusu aslında hiç de boşuna sorulmuyor.1

    Blogun hedeflerinden önce biraz kendimden bahsedeyim. Bu platformu açmaktaki amacım temelde iki şey: mühendislik birikimimi ve İngilizce yazarlığımı tekrar rayına oturtmak; ve bunu yaparken etrafımda beni hesap vermeye zorlayacak küçük bir okuyucu kitlesi oluşturmak. Daha büyük resimde ise burada biriken yazıların zamanla bir kitaba dönüşmesini hayal ediyorum.

    Blogun özündeki hedef şu: inşaat mühendisliği, finans, felsefe ve hayatın kendisi gibi konularda düşünen, tartışan, zaman zaman birbirine kafa tutan küçük ama niş bir topluluk oluşturmak. Kâr amacı yok, reklam yok — sadece bilgi ve fikir alışverişi.

    Ama hiçbir şey yapmamaktan her koşulda daha iyidir. Zaten zaman geçip gitmiyor mu?

    Bu aslında bu tür bir websitesi için ilk denemem değil. Yıllar içinde Blogger’da ve WordPress’te birkaç kez başladım — hepsi daha yolun başında yarım kaldı. Belki motivasyon eksikliği, belki de doğru zamanın gelmemiş olması. Bu sefer bir şeylerin farklı olacağını hissediyorum. Ama bunu söylemek kolay; asıl bunu zaman gösterecek.

    1. Ne komiktir ki bu yazı yapay zeka tarafından düzeltildi. ↩︎