Anılcan Taner

  • Geçerken Farkettim

    Gündelik hayatta beynimiz benzer örüntüleri takip ederek bir tür otonom sürüşe geçer; gözümüzün önünden geçip giden güzellikleri fark etmeyiz. Ama aynı şeyi başka birinin paylaşımında, bir belgeselde ya da film sahnesinde görünce “keşke ben de böyle bakabilsem” deriz. Oysa o anı güzel yapan şeyin tam da o bakış olduğunu, “yaşıyormuş” hissinin ancak bakarsan geldiğini unuturuz.

    Bazen kafamı kaldırdığımda denk geldiğim, umuyorum ki ileride teknik ve görsel olarak daha iyi yansıtabileceğim fotoğrafları zaman zaman burada paylaşmak istiyorum. Bir nevi kişisel albüm — belki dönüp baktığımızda “biz de en azından biraz yaşamıştık” diyebilmek adına.

    Fotoğraflar

    2026 Mart

    Sultan Alaaddin Camii

    Kaleiçi, Antalya

    2026 Mart

    Saat Kulesi

    Kaleiçi, Antalya

    2026 Mart

    Patara Plajı

    Kaş, Antalya

    2026 Mart

    Çukurbağ — Meis

    Kaş, Antalya

  • Eurobond ile Yatırım ve Hedge

    Dünyanın dört bir yanında piyasalar nefesini tutmuş bekliyor. Faiz mi artacak, enflasyon mu yatışacak, jeopolitik gerilim nereye gidecek? Onca bilgi akışı içerisinde ansızın gelen bir açıklama, bir tweet, bir savaş haberi — ve her şey alt üst oluyor. Böyle bir ortamda yatırımcı olarak ne yaparsınız? Eurobond, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için tam da bu kaosa karşı hem yatırım hem hedge 1 işlevi gören, sessiz ama güçlü bir araç olduğunu düşünüyorum ve yaptığım araştırmaları bu yazıyla paylaşmak istiyorum.

    Öncelikle nedir bu Eurobond?

    Kamu ya da özel sektörün yabancı para birimi üzerinden, belirli faiz ve kupon ödemesiyle ihraç ettiği borçlanma aracıdır. Gelişmiş ülke tahvillerine kıyasla daha yüksek faiz taşırlar; çünkü ihraç eden ülkenin temerrüt riski fiyatlanır. Özel sektör eurobondları ise devlet ihraçlarının da üzerinde faiz sunar, zira iflas riski daha yüksektir.

    Yatırımcı, tahvili satın alarak vadeye kadar düzenli kupon ödemesi alır; vade sonunda anapara iade edilir. Dolar bazlı eurobondlarda ödemeler 6 ayda bir, euro bazlılarda yılda bir gerçekleşir.


    Örneğin yıllık %4 faizli, 10 yıl vadeli, 1.000$ nominal değerli bir eurobond üzerinden getiriyi hesaplayalım: kupon 6 ayda bir ödendiğinden (euro bazlılar için yılda bir kez) dönemsel oran %2, toplam 20 ödeme yapar: 20 × 20$ = 400$ kupon geliri. Vade sonunda 1.000$ anapara iade edilir. Toplam: 1.400$.”

    Burada dönemlik kupon getirileri S&P 500 vb. dolar bazlı daha riskli yatırım araçlarıyla çeşitlendirilerek uzun vadede gelir daha da arttırılabileceği de unutulmamalıdır.


    Peki neden eurobond?

    Hisse, fon veya altın varken neden eurobond? Yıllık %7-8 kupon, 10 yılda anaparaya göre %70-80 toplam dolar bazlı gelir demek. Kur artışı TL karşılığını daha da büyütür; döviz mevduatına kıyasla getiri belirgin biçimde yüksektir. Sabit kupon öngörülebilir nakit akışı sağlar, fiyat oynaklığı borsaya kıyasla düşüktür. Bu özellikleriyle hisse ağırlıklı portföylerde düşük korelasyonlu bir denge unsuru olarak değerlendirilebilir.

    Bu noktada meraklısı için Dr. Serkan ÜNAL‘ın özellikle BIST’de yatırım yönetimine 2 ilişkin makalelerine göz atılması gerektiğine inanıyorum.

    Eurobond fiyatları nelerden etkilenir?

    Aşağıdaki grafik bu ilişkiyi net biçimde ortaya koyuyor: eurobond piyasa fiyatları CDS ile ters, yeni ihraçların kupon oranları ise CDS ile pozitif korelasyona sahip.

    Türkiye CDS vs Eurobond

    Türkiye: 5Y CDS · Eurobond Kupon · TUR-30 İkincil Fiyat

    2018–2025 · TUR-30: %5.75 kuponlu, Oca 2030 vadeli benchmark tahvil

    CDS
    (Mar 2025)
    235 bp
    Son Kupon
    İhracı
    7.25%
    TUR-30 Fiyat
    (Mar 2025)
    96.7
    CDS Zirve
    (Jul 2022)
    882 bp
    5Y CDS (bp, sol)
    Kupon ihracı (%, sağ)
    TUR-30 Fiyat (sağ₂)
    Notlar: TUR-30 fiyatları tahminidir — CDS + ABD 10Y faizinden hesaplanmış YTM ile DCF modeli kullanılmıştır (gerçek ikincil piyasa verisi değil). Kupon noktaları TC Hazine ihraç tarihlerini gösterir. bp = baz puan.

    Buradan şu çıkarım yapılabilir: iskontolu fiyattan eurobond almak isteyen yatırımcı için CDS’in yükseldiği, yani risk priminin arttığı kriz dönemler en uygun giriş noktalardır. Elbette CDS’in nerede zirve yapacağı önceden bilinemez ve bu durum ciddi bir risk barındırır. Bununla birlikte eurobond uzun vadeli bir enstrüman olduğundan, belirgin yükseliş dönemlerinde yakalanan iskonto oranları uzun vadede tatmin edici bir giriş noktası sunabilir.

    Eurobond Bir Hedge Enstrümanı Mı?

    Eurobond bir hedge enstrümanı olarak değerlendirilebilir; ancak neye karşı koruma sağladığı önemli. TL değer kaybına karşı güçlü bir tampon oluşturur — dolar bazlı olduğu için kur artışı getiriyi doğrudan büyütür. Hisse senedi ağırlıklı bir portföyde ise düşük korelasyonu sayesinde dengeleyici bir işlev üstlenebilir.

    Öte yandan sınırlarını da göz ardı etmemek gerekir. ABD faizlerinin yükseldiği dönemlerde ikincil piyasa fiyatı düşer; vadeye kadar tutulmayan pozisyonlarda bu durum zarara yol açabilir. Küresel risk-off ortamlarında ise gelişmekte olan ülke tahvilleri de baskı altına girer. Dolayısıyla eurobond, TL riskini yönetmek isteyen yatırımcı için anlamlı bir araçken, her türlü piyasa riskine karşı evrensel bir koruma sağladığı söylenemez.

    Son olarak herkes tarafından bilinse dahi yine de belirtmek gerekirse; yatırım tavsiyesi değildir.

    1. hedge, kısaca; riskten korunma ↩︎
    2. Unal, Serkan. (2023). Borsa İstanbul’da yeniden dengeleme yöntemi ile portföy yönetimi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 26. 10.33707/akuiibfd.1275087. ↩︎
  • Merhaba dünya!

    Uzun süredir aklımın bir köşesinde blog kurma fikri vardı — hem kendimi ifade etmek, hem de küçük hobilere tutunmak için. Günümüzde insanın kendini bir şeylere vermesi için artık dışarıdan bir kıvılcıma ihtiyaç duyduğu aşikar. Teknoloji her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da bizi giderek daha tembelleştiriyor. “Teknolojinin nimeti mi, laneti mi?” sorusu aslında hiç de boşuna sorulmuyor.1

    Blogun hedeflerinden önce biraz kendimden bahsedeyim. Bu platformu açmaktaki amacım temelde iki şey: mühendislik birikimimi ve İngilizce yazarlığımı tekrar rayına oturtmak; ve bunu yaparken etrafımda beni hesap vermeye zorlayacak küçük bir okuyucu kitlesi oluşturmak. Daha büyük resimde ise burada biriken yazıların zamanla bir kitaba dönüşmesini hayal ediyorum.

    Blogun özündeki hedef şu: inşaat mühendisliği, finans, felsefe ve hayatın kendisi gibi konularda düşünen, tartışan, zaman zaman birbirine kafa tutan küçük ama niş bir topluluk oluşturmak. Kâr amacı yok, reklam yok — sadece bilgi ve fikir alışverişi.

    Ama hiçbir şey yapmamaktan her koşulda daha iyidir. Zaten zaman geçip gitmiyor mu?

    Bu aslında bu tür bir websitesi için ilk denemem değil. Yıllar içinde Blogger’da ve WordPress’te birkaç kez başladım — hepsi daha yolun başında yarım kaldı. Belki motivasyon eksikliği, belki de doğru zamanın gelmemiş olması. Bu sefer bir şeylerin farklı olacağını hissediyorum. Ama bunu söylemek kolay; asıl bunu zaman gösterecek.

    1. Ne komiktir ki bu yazı yapay zeka tarafından düzeltildi. ↩︎